İşgücü krizi: göçler ve eşitsizlik

featured
service


Beste Göksel

Bu hafta Aposto! Gündem’de Türkiye’de etkisini hayatın farklı alanlarında derinden hissettiren krizlerini ele alıyor ve farklı açılardan sunmaya çalışıyoruz. Geçim ve konut krizinin ardından bugün, oranlar, dinamikler ve geleceğe yönelik ihtimallerle “işgücü krizini” ele alacağız.

Karşılaştırmalı veriler

  • TÜİK’in geçtiğimiz gün 2022’nin ilk çeyreğine ilişkin açıkladığı işsizlik rakamlarına göre, işsizlik oranı yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,1 puanlık artış ile %11,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik bir önceki çeyreğe göre 50 bin kişi artarak 3 milyon 845 bin kişiye yükseldi. İstihdam edilenlerin sayısı ise 188 bin kişi artarak 29 milyon 964 bin kişiye, istihdam oranı ise 0,1 puanlık artış ile %46,6’ya ulaştı.    
  • DİSK-AR ise dün yayınlanan İşsizlik ve İstihdam Görünümü Raporu’nda geniş tanımlı işsizlik oranını % 22,6 olarak ortaya koydu. Çalışabilir nüfustaki 64 milyon kişiden sadece 20,8 milyon kişinin kayıtlı ve tam zamanlı bir işte çalıştığı belirtilen rapor, geniş tanımlı işsiz nüfusun 8,3 milyonu aştığını açıklıyor.

Genç işsizliği

Türkiye’de 2021 sonu itibarıyla 129’u devlet 74’ü özel olmak üzere 203 üniversite bulunuyor. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 2021-2022 dönemine dair açıkladığı istatistiklere göre, Türkiye’de üniversitelerde 8 milyon 296 bin 959 öğrenci eğitim alıyor. Akademisyen sayısı ise geçtiğimiz yıl 179 bin 685’ken sayısı bu yıl 184 bin 702’e yükseldi. Öğrenci sayısının artışı ve beraberinde ortaya çıkan üniversitelerde bütçe ve akademik personel yetersizliği gibi sorunlar, öğrenim kalitesini düşürebiliyor. Dolayısıyla niteliksiz işgücü, umutsuz yeni mezunlar ve nitelikli işgücünün göçü gibi yeni problemler ortaya çıkıyor.

Öğrenci sayısındaki artış işgücü piyasasına da yansıyor. İş dünyasında yer edinmek isteyen yeni mezunlar çok düşük ücretlerle çalışıyor, hiç ücret almadan stajlar yapıyor. Çalışma hayatına iyimser yaklaşmakta zorlanan yeni mezunlar doğal olarak işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalıyor: Türkiye’de 2021’de her 4 işsiz gençten 1’i üniversite mezunuydu. 

Bu faktörler, yurt dışına göç eğilimini de destekliyor. Küresel araştırma ve danışmanlık şirketi Universum’un Türkiye’den farklı şehirlerdeki üniversitelerde gerçekleştirdiği araştırmada, “Eğer öğrenim hayatınıza yeniden başlayacak olsaydınız, ne yapardınız?” sorusuna yanıt veren öğrencilerin %39’u yurt dışında bir üniversiteyi tercih edeceğini belirtiyor. Araştırmaya göre, mezun olduğunda iş bulacağına inanan gençlerin oranı yalnızca %40.

Diğer yandan, Türkiye’deki genç işsizliği verileri çok da kötü bir durumu ortaya koymuyor: TÜİK’in geçtiğimiz gün açıkladığı verilere göre 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,3 puan azalarak %21,1 oldu. DİSK-AR verilerinde ise gençlerde geniş tanımlı işsizlik oranı %41 olarak saptandı.  

Cinsiyete göre işsizlik

Pandeminin etkilerinin kısa sürede en ciddi şekilde hissedildiği alanlardan biri de kadınların işgücündeki varlığıydı. Sokağa çıkma kısıtlamaları, evden çalışmaya geçiş, kreş ve okulların kapanması gibi faktörler o dönemde ebeveynlerin omuzlarına yükler bindirmişti. BM’nin geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamasında da yer tutan önemli bir veri, işsizliğin olumsuz bir çizgide ilerlemesinden en çok kadınların ve genç çalışanların etkilenmesiydi. ILO’ya göre dünya genelinde kadın istihdamı 2020’de bir önceki yıla göre %4,2, erkek istihdamı ise %3 azaldı.

TÜİK’in dün açıkladığı veriler Türkiye’de işsizlik oranının kadınlarda (%13,7) erkeklere (%10,2) göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda, verilere göre istihdam oranı artarak %46,6 oldu. Bu oran erkeklerde %64, kadınlarda ise %29,5.Bu büyük fark işgücüne katılmaya dair verilerde de öne çıkıyor: %52,6 olan işgücüne katılma oranı cinsiyete göre ayrıldığında erkeklerde %71,3, kadınlarda ise %34,2 olarak saptandı.

  • Karşılaştırma: DİSK-AR verileri ise, kayıtlı tam zamanlı istihdam oranını yüzde 32,5 olarak tespit etti. Bu oran erkeklerde %47, kadınlarda %18,1’di. Geniş tanımlı işsizlik erkeklerde %19,1’ken kadınlarda %29,1’e karşılık geliyordu. DİSK-AR aynı zamanda her 100 kadından 18’inin kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer aldığını açıkladı. Her iki genç kadından biri ise işsizdi.

Sığınmacıların istihdama etkisi

2016’da Türkiye, kayıtlı Suriyeli mültecilerin istihdama erişmesine olanak sağlayan bir çalışma izni sistemini kabul etmişti. UNHCR bu çerçevede mültecilere yönelik olarak ekonomiye katılım ve gelişim adına çeşitli programlar, işbirlikleri ve ortaklıklar hayata geçiriyor.

Göç İdaresi’nin Mayıs 2022 tarihli verilerine göre Türkiye’de Türkiye’de çalışma yaşında, geçici koruma kapsamında 3,7 milyonun üzerinde Suriyeli mülteci yaşıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere göre, Türkiye’de Suriyelilere verilen çalışma izni sayısı toplam 62 bin. 

ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan’ın aktardığına göre Suriyeli istihdamı 2018’de 1.2 milyonla ile en üst düzeye çıkmasının ardından ekonominin yavaşlaması ve istihdam kaybıyla 2020’de 1 milyon seviyesine düşmüş. Özcan bu grubun çoğunun kayıt dışı çalıştığına ve bu nedenle Türkiye işgücü piyasasının olumsuz etkilendiğine dikkat çekiyor: “Kayıt dışı çalışma, iş kanunun getirdiği hiçbir korumadan yararlanmama, sosyal güvence olmaması demek. Örneğin kriz anlarında işini kaybedenler hiçbir destekten yararlanamadı.”

 İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Doç. Dr. Murat Birdal da Suriye iç savaşı başladığında ülkeyi terk eden nitelikli iş gücünün Batı’ya gittiğine, sayısı giderek artan, daha düşük nitelikli işgücünün ülkede kaldığına dikkat çekiyor ve işgücünde yaşanan büyüme ile “ücretlerin düştüğünü, yani kayıt dışı, asgari ücretin altında çalışmayı kabul eden geniş bir nüfusun ortaya çıktığını” söylüyor.

Kaynak:aposto.com

İşgücü krizi: göçler ve eşitsizlik

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Devrimci Demokrasi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin