Devrimci Demokrasi Okurundan Süreçle İlgili Notlar  

featured
service

Kişisel gözlemler etrafında sınıf hareketinin itinayla ve tereddütle görmezden gelinmesi, kısmen sansürlenmesi, teorik çıkışlarının sessizce tartışılması neyi işaret ediyor?

Bilimsel veriler ve toplumsal doneler incelendiğinde söylediğimiz pek çok şeyin, yazdığımız, yazmaya çalıştığımız hakikatin, özcesi sadeleştirerek anlatmaya çalıştığımız gerçeğin dışımızdaki devrimci dost kuvvetler tarafından ulaşılacak, ulaşılması gereken bilgi edinme süreçleri olduğunu biliyoruz. Ve kısmen yazdıklarımızın “anlatılan senin hikayendir” düsturuyla incelendiğini görüyoruz. Bu demek değildir ki; bu kesimler her şeyi bizden öğreniyor, bizim yazdıklarımızla yatıp kalkıyor. Kısacası bilimcilik denilen şeyin paradoksal hezeyanı ile değil felsefi pusulanın ışığında, bilimsel verilerle incelenmiş hakikatin ve toplumsal normlarla bezenmiş gerçeklerin dile getirilmesi ve dile getirilene uygun hareket etmek demek nedir? Küçük burjuva liberal akademik tayfanın yaptığı gibi hakikati ve toplumsal normları şeyleştirmeden, fiziksel, toplumsal ortamın yasaları çerçevesinde öğrenmek, öğretmek ve çözümlemeler yapmak en büyük görevimiz ve ödevimizdir. 

Peki aynı tarz ve aynı kulvarda eleştiriler veren aynı proleter ortamın birden fazla kuvvetinin birbirinden öğrenerek ilerlemesi, geriye düştüğünde karşılıklı geriye düşmesi, atılımlar yaptığında karşılıklı atılımlar yapmasının anlamı nedir?

Bu inatla yaşama geçirilmeye çalışılan, erdemli komünist önderin tam olarak kasketinin arkasına sığınmanın değil onun bilimsel ve felsefi çıkışının ilerletilmeye çalışılmasının ifadesidir. Dahası onun politik önderliğinin işletilerek devamlı ileriye taşınması ihtiyacının ürünüdür. Dahası hem insanı, hem de kitleleri atıllaştıran, öğrenilmiş reçetelere ikna eden aynı zamanda ilk bilginin ortamı olan “gelenek”, mülkün sahiplenilme arzusuyla açıklanırsa bir yere varılamayacağı gün gibi ortadadır. Elbette bizler de bir geleneğin parçasıyız. Çöküş sürecinin emaresi, safları bölen, ayrılan siyasal hareketin örgütlediği bölünme sürecine yaklaşımımız da bu temeldeydi. Kısacası bizim için esas hiçbir zaman biriktirilmiş mülk değildi. Sözümüzü taşıyacağımız, propagandamızı yapacağımız kitleler bizim esas odak noktalarımızdandır. Bu iyi öğrenilmelidir. Mülkiyetçi değil mülkiyetin dünyasından sıyrılmaya çalışan devrimcileriz. Bizi bu doğrultuda içimizde ve dışımızda kirletmeye çalışanlar olursa cevap verme hakkımız şartlar ne olursa olsun elbette bakidir. Bizi mülkiyetçilikle suçlayanlar hareketimizin yılları bulan birikimlerini alıp götürmenizi dahi dert etmedik. Biz mülkiyetin etrafında siyaset yapmaya çalışmıyoruz. Mülkiyetin etrafında siyaset yapmaya çalışanların hâli pür meali ortadadır. 

Çöküş sürecinde ortaya çıkan bölünmeler oldukça yıpratıcıdır. Bizi yıpratmadı mı? Haddinden fazla yıprattı. Minareyi çalıp kılıfı hazırlayanlarla beraber hareket eden diri ve devrimci kesimleri yıpratmadı mı, elbette yıprattı. Birbirimizden öğrendiğimiz geleneğimizin diğer hareketinin yaşadığı bölünme karşılıklı Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi çevresini yıpratmadı mı? Karanlıkta yön bulma sürecine itiklemedi mi? Elbette itikledi. Bu da demektir ki; geçiş süreçlerinde yaşanan bölünmeler çöküş ve çözülmenin ve ileri atılmanın zorunlu kıldığı bölünmeler diyebiliriz. İleri atılmayı zorunlu kılan bölünmelerde ise çoğunlukla gözlemlenen olgu önceki sürece göre daha siyasal, daha teorik ve doğru tarzla kitlelerin içerisinde kök salmış onlardan öğrenen siyasal süreçlerin varlığıdır. Yeni Demokrasi çevresini gözlemlediğimizde geçmiş sınıf çalışması deneyimlerinin, geçtiğimiz şubat ayında ortaya çıkan kendiliğinden sınıfsal hareket sürecinde önemli rol oynadığı gerçeğidir. Elbette bu arkadaşlardan bunu öğrendik. Çeşitli sosyal pratik süreçlerde ortaya koydukları olumlu şeyleri incelediğimizi, pek çok temel meselede onları takdir ve tebrik ettiğimizi bilmelerini, onlardan çok fazla şey öğrendiğimizi, sıkı takip ettiğimizi belirtmek istiyoruz. Ve bir husus bölündükleri siyasal hareketin aşırı derecede kitle çalışmasını esnetmesi kısmen liberal çıkışlar yapması bu arkadaşların dönem dönem içlerinde sekter yönelimleri ve sekter yaklaşımları gözlemlememize vesile oluyor.

Peki ya bu arkadaşlar bizleri görmezden gelmiyorlar mı? Elbette görmezden gelme tarzlarının kitlelerinin belli kısımlarında da etkin olduğunu gözlemliyoruz. 

Özgür Gelecek çevresi ise kısmen doğru politik doğrultusunu korumakta olmasına rağmen kısmen liberal çıkışlar yapabilmektedir. Elbette çok fazla yenilik isteyen bir tarzda ancak yenilik denilen şeyin, süreçlerin açığa çıkardığı verili koşulların yarattığı durum ve durumlar bütünüdür. Bu bağlamda yenilik isteniyorsa devrimci kadroların yaşam içerisinde dağılmasına olanak vermeden yenilik denilen şeyin geleneksel ortamlarda sırat köprüsünde yürümek olduğu gerçeği akıldan çıkarılmamalı. Yeniyi bulucam derken eskiyle harmanlanmış liberal yönelimlere kapı aralanmamalıdır.

Bu yoldaşları takip ediyoruz öğrendiğimiz çeşitli şeyler var. Onlara da çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Gelelim tasfiyeci revizyonizme, çöküş sürecinin bölücüsü olmuş geçmiş yoldaşlık hukukumuzun baki olduğu şimdiki dostlarımıza. Bu arkadaşlar Sri Lanka üzerine kolektifin kaleme aldığı değerlendirme yazısında denildigi gibi sisteme kaptırılan kolu kurtarmaya çalışırken karanlıkta yol alırcasına hareket etmekte. Kendilerini tebrik ve takdir ediyoruz. Seçimler konusuna eleştirel zeka ve politik derinlikle yaklaştıklarını görüyoruz ve takip ediyoruz. Sistem içine kaptırılan kolu kurtarmalarını umut ediyoruz. Elbette bu arkadaşlar ve kitleleri bizi görmezden gelmeye çalışmıyor mu? Tabi ki de çalışıyor. Oysa gerçek sümen altı edilemez. Hele ki fizik yasalarının açıkladığı doğayı hareket eden maddelerin yönettiği ortamda yanlış yapan gerçeğin ortaya çıkmasına elbette vesile olacaktır. Hele ki hata yapan doğruya ortam açacaktır. Doğrunun ne olduğunu ortaya çıkaracaktır. Öyle ki hareket eden maddeler doğruyu elinde kuvvete çeviremese dahi. 

Gelenek denilen, kimi zaman geri kimi zaman ileri yönelimleri ortaya çıkaran ortamın geneli tarafından görmezden geliniyoruz; bu dert mi? Asla. Varsın telaşlı mülkiyetçi kesimler bizleri görmezden gelsin biz kendi kitlelerimizin yetenekleriyle hareket ederek ileriye atılmanın kitleselleşmenin yollarını arayacağız. Bu bağlamda bence bütün yoldaşlarımız siyasetimizin basın yayın kanallarını tanıtmalı, kitlelere okutmalı, görmezden gelmeye çalışan mülkiyetçi ve telaşlı kesimlere pek mahal vermeden yoluna bakmalı. Karınca gibi halk kitleleri içerisinde çalışıp, teorik okumaları hızlandırmalı ve büyük konuşmamalı. 

Gerçekleşmesi zorunlu devrimin büyük ve kalın bir roman olduğunu bilmeli. Kısa ve öz, az ve duru konuşmayı bilmeli. Bilmeli ki o büyük romana ben de bir nokta oldum diyebilmeli ve bizler de hep beraber o romanı yazdık diyebilelim.

Devrimci Demokrasi Okurundan Süreçle İlgili Notlar  

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Devrimci Demokrasi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin